Türkiye'nin Muhasebe Rehberi   I  Yayınlanan En Son Mevzuatlar  I  Vergi Takvimi  I   Muhasebe Uygulamaları  I  Beyanname Rehberi  
Ana sayfa Yasal Uyarı Künye Danışma Hattı Güncel Bilgi Arşivi

      Çalışma Hayatı Rehberi

 MUHASEBE GÜNCEL BÜLTEN :   05 NİSAN 2011

  2011 Çalışmaları 

  Mükellef Rehberi 
  Pratik Bilgiler 
  Staj - Stajyer Rehberi
  Maliye Rehberi
  BEŞ DAKİKA ARA !...
  Makale Rehberi

  Kanun-Mevzuat Rehberi  

  Sosyal Güvenlik Rehberi  

 

 

 

Arsa karşılığı alınan gayrimenkullerde iktisap tarihi

 

Gayrimenkullerde iktisap, Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesi uyarınca tapuya tescille gerçekleşiyor. Gayrimenkullerin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde satılmasından elde edilen kazançlar 'değer artış kazancı' olarak gelir vergisine tabi. Gayrimenkullerin biçim değiştirmeksizin alınıp satılması durumunda, uygulamada fazla sorun çıkmıyor. Ancak, 'kat karşılığı' olarak verilen arsalar açısından yakın bir gelecekte idare ve mükellefler arasında bazı sorunlar çıkması muhtemel.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in imzasıyla 25 Mart 2011 tarihinde, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın web sitesinde yayınlanan 76 Seri No.lu Gelir Vergisi Sirkülerinde konu hakkında idarenin görüşüne yer veriliyor.

İDARENİN GÖRÜŞÜ
Söz konusu sirkülere göre, kat karşılığı müteahhide veya kooperatiflere verilen arsa karşılığında alınan gayrimenkuller dahil, iktisap edilen gayrimenkullerin elden çıkarılması halinde, değer artışı kazancının tespiti yönünden iktisap tarihi olarak, gayrimenkulün tapuya tescil edildiği tarih esas alınacak.
76 Seri No.lu Gelir Vergisi Sirkülerindeki açıklamalara göre, gayrimenkulün tapuya tescil tarihinden önce sahibinin fiilen kullanımına bırakıldığı bazı özel haller de iktisap tarihi olarak tapuya tescil tarihi yerine fiilen kullanıma bırakılma tarihi kabul edilecek.
Bu çerçevede, konut yapı kooperatifleri, Toplu Konut İdaresi veya diğer kişilerden gayrimenkulü fiilen kullanıma hazır şekilde teslim alanların, söz konusu gayrimenkulleri fiilen kullandıklarını; tahsis belgesi, teslim tutanakları, su, elektrik, telefon, doğalgaz faturaları ve benzeri belgelerle tevsik etmeleri halinde değer artışı kazancının tespiti yönünden fiilen kullanıma başladıkları tarih iktisap tarihi olarak kabul edilecek.
Gayrimenkulün ihale veya icra yoluyla alındığı durumlarda da fiilen kullanıma hazır şekilde teslim alındığının yukarıda sözü edilen belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, tapu tescil işlemi olmasa dahi fiilen kullanıma bırakıldığı tarih, iktisap tarihi olarak kabul edilecek. 76 Seri No.lu Gelir Vergisi Sirkülerine göre; arazi vasfında iktisap edilen gayrimenkulün belediyelerce ifraz ve taksim işlemine tabi tutularak satılması halinde iktisap tarihi olarak arazinin iktisap edildiği tarih değil, belediyenin ifraz işlemi sonucu arsa vasfını kazanarak, 'cins tashihi' yapıldığı tarih esas alınacak.

ARSAYA İNŞAAT YAPILMASI
Söz konusu sirkülerdeki açıklamalara göre; arsa olarak iktisap edilen gayrimenkul üzerine bina inşa edilmesi veya söz konusu gayrimenkulün kat karşılığı verilmesi sonucu alınan gayrimenkullerin tapuya tescili, cins tashihi ve yeni bir iktisap sayılarak tapuya tescil tarihi iktisap tarihi olarak kabul edilecek.
Bu görüş, idare ve mükellef arasında uyuşmazlık yaratma potansiyeli taşıyor. Bunun nedeni, aynı konu hakkında yargı organlarının farklı görüş taşıması. Konu hakkında Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun vermiş olduğu bir kararın özeti şu şekilde:
'Bir kişinin kat edinme karşılığında arsasını müteahhide vermesi ve inşa edilen binada kat sahibi olması servetin değerlendirilmesi, servetin biçim değiştirmesi olduğundan, dairelerin arsanın iktisap tarihinden dört yıl geçtikten sonra satışından elde edilen kazanç değer artış kazancı değildir.' (Danıştay VDDK, E: 2004/51, K: 2004/80) İdarenin ve yargının konu hakkındaki görüşleri incelediğinde, gelecekte idare ve mükellef hakkında yargılamaya konu olabilecek uyuşmazlıkların çıkmasının kaçınılmaz olduğu anlaşılıyor. Konunun kalıcı çözümü için yasal düzenleme yapılmasında yarar olduğu görüşündeyiz.

Şahıs işlemesi olanlar da SSK'lı olabilecek
YENİ yasaya göre, şirket ortağı Bağ-Kur terkini yapmadan başka bir işyerinde sigortalı olarak çalışabiliyor. Hizmetleri de 4/a (SSK) kapsamında geçen sigortalılık olarak değerlendiriliyor. Şirket ortağı olmayan, şahıs işletmesi olan bir kişi de Bağ-Kur terkini yapmadan 4/a sigortalısı olarak çalışabilir mi? Yaşar Gönenç
Torba Yasa ile yapılan değişikliğe göre, sigortalının 4/a (SSK) ve 4/b (Bağ-Kur) sigortalılık statüleri ile 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde, eskiden olduğu gibi öncelikle 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında sigortalı sayılacak.
Sigortalının aynı anda 4/a (SSK) ve 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise önce başlayan sigortalılık statüsüne bakılmaksızın 4/a (SSK) kapsamında sigortalı sayılacak. Bu kural, sadece şirket otaklığından dolayı Bağ-Kur kapsamında sigortalı olanlar için değil, kendi işletmesi (şahıs işletmesi) olan Bağ-Kur sigortalıları için de geçerli.
Buna göre, şahıs işletmesi olan ve bu nedenle Bağ-Kur sigortalısı sayılan kişi, başka bir işyerinde ücretli çalışarak çalışmaya başlaması halinde, işyerini bir başkasına devretmesine veya kapatmasına gerek olmaksızın 4/a (SSK) statüsünde sigortalı sayılacak.
Metin Taş-Sezgin Özcan

Kaynak: http://www.aksam.com.tr/arsa-karsiligi-alinan-gayrimenkullerde-iktisap-tarihi-1733y.html

 
Yasal Uyarı
 
 

 

 

 

 
  ▼ Yayınlanan En Son  Mevzuatlar   (Sitenize ekleyebilirsiniz)

Copyrıght  © 2005-2011 www.muhasebenet.net www.muhasebenet.com. Her hakkı saklıdır.