|
Harç
borcu için çıkış yasağı
Kamu alacakları için yurtdışı
çıkış yasağı konulmasına ilişkin Pasaport Kanunu
düzenlemesinin iptali üzerine 6183 sayılı Kanuna 5766
sayılı Kanunla eklenen 36/A maddesi ile bu yasağın
yeniden düzenlendiğini, daha önce aktarmıştık.
Maliye Bakanlığı, yurtdışı çıkış yasağının uygulanmasına
ilişkin uygulama esaslarını 6183 sayılı Kanuna ilişkin
ser:A No: 2 sayılı Genel Tebliğ ile açıklamıştır.
Hâkim güvencesi olmaksızın özgürlüğün kısıtlanmasını
öngören ve bu konuda mükellef haklarını sağlamayan yeni
düzenlemenin de Anayasa'ya aykırı olduğunu ve açılacak
davalarda bu savın ileri sürülmesinin mümkün olduğunu da
daha önce yazmıştım. Benim dışımda bir de Hakan Üzeltürk
hoca da yazdı.
Ancak sorunlar ortaya çıktıkça, bu savlarımıza yenileri
de eklenmekte. Geçtiğimiz günlerde bir okurumuz
gönderdiği bir elektronik postada, yüksek miktarlı yargı
harcı borcu bulunduğunu, faizleri ile 100.000 YTL'yi
aştığını, bu borcu için kendisine yurtdışı harcı
uygulanıp uygulanamayacağını sordu. Bizde yanıt
verebilmek için konuyu irdelemek istedik.
Yurtdışı çıkış yasağını düzenlemek amacıyla Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Kanununa eklenen madde, bu
yasağın Vergi Usul Kanunu ile Gümrük Kanunu kapsamındaki
kamu alacakları için konulabileceğini hükme bağlamıştır.
Vergi Usul Kanununun kapsamına giren kamu alacakları ise
konumuz açısından bu Kanunun ilk iki maddesinde, "genel
bütçeye giren vergi, resim ve harçlar" olarak
belirlenmiştir.
Yasa düzeyinde mevzuata bakıldığında, harç borcu
dolayısıyla da söz konusu yasak konulabilirmiş gibi
görünmektedir. Yasal düzeyde olanaklı olan bu durumun,
bir de Anayasa düzeyinde incelenmesi gerekmektedir.
Kişilerin yurtdışı çıkış özgürlüğü, Anayasa'nın 23.
maddesinde teminat altına alınmış, ancak maddenin 3.
fıkrasında bu özgürlüğün vatandaşlık ödevi dolayısıyla
sınırlandırılabileceği hükme bağlanmıştır. Anayasa'da
sayılan vatandaşlık ödevlerinden biriside, "vergi
ödevi"dir. Anayasamızın 73. maddesi, "herkesi mali
gücüne göre kamu giderlerini karşılamak üzere vergi
ödemekle" yükümlü kılmıştır.
73. madde ayrıca vergi dışındaki başkaca mali
yükümlülüklerin de konulmasına ilişkin kuralları
düzenlemiştir. Bunlar harçlar, resimler ve benzeri mali
yükümlülüklerdir. Benzeri mali yükümlülüklerden
anlaşılan ise sosyal güvenlik ödentileri, meslek odası
aidatları gibi yükümlülüklerdir.
Harçların, resimlerin ve benzeri mali yükümlülüklerin
kanunla konulması zorunluluğunun, vergi ödevi ile aynı
maddede düzenlenmesi, bunları da vatandaşlık ödevi
haline getirmez.
Bu nedenle vergi dışındaki kamu alacağı için yurtdışı
çıkış yasağı konulmasına, bize göre, Anayasa açısından
olanak yoktur. Konuya bu açıdan yaklaşıldığında ise,
6183 sayılı Kanunun yurtdışı çıkış yasağı konulmasına
sebep olacak borçları belirlerken Vergi Usul Kanununa
atıf yapması yanlış olmuştur. Çünkü bu atıf, yasağın
Anayasanın öngörüsü dışında uygulanmasına cevaz
vermektedir. Anayasa Mahkemesinin bir kısım içtihadına
göre Anayasaya aykırı uygulamalara da cevaz veren yasa
hükümleri bu nitelikleri itibariyle Anayasaya aykırı
düşer.
Her kamu alacağı, devlete ait alacak olsa da,
vatandaşlık ödevi değildir.
Nitekim geçmiş uygulamada Danıştay, kaynak kullanımı
prim borçları veya haksız alınmış vergi iadesi borçları
için konulmuş yurtdışı çıkış yasaklarının iptali yönünde
içtihat oluşturmuştur.
Her ne kadar görüşümüz harç borcu için yurtdışı çıkış
yasağı konulamayacağı yönünde ise de, bu görüşümüz ancak
yargı nezdinde değerlendirilebilir. İdare ise
uygulamada, "kanuni idare" ilkesi uyarınca, aktardığımız
koşulları taşıyan harç borçları dolayısıyla da bu yasağı
uygulamak durumundadır.
İdarenin yasaları yorumlarken Anayasa hukuku
değerlendirmesine tabi tutmak veya Anayasal hüküm ve
ilkelerin süzgecinden geçirmek gibi bir yetki veya
işlevi söz konusu değildir.
Bu nedenle mevzuata göre, Devlete 100.000 YTL'nin
üzerinde harç borcu bulunanlara veya borcu faizi ile
birlikte bu tutarı aşanlara, alacaklı idarece her zaman
yurtdışı çıkış yasağı konulabilir. Ancak hiç şüphesiz
yasaklananların da yargıya müracaat hakkı vardır.
Dolayısıyla idare zorunlu olarak mevzuatı uygulama,
yargı da hukuku tecelli ettirme mercii olacaktır.
Bumin Doğrusöz
30.06.2008
|