|
YARGI KARARLARINDA ÖDEME EMRİNE İTİRAZ
Danıştay 7. Dairesi E.2001/1883 K.2002/1625 T.18.4.2002
X Anonim Şirketinin muhtelif vergi borçlarının tahsili
amacıyla şirket adına düzenlenerek tebliğ edilen ödeme
emirlerine karşı dava açılmayıp, borcun da ödenmemesi
üzerine şirket adına düzenlenen haciz varakalarına
dayanılarak davacının aracına haciz işlemi uygulanmışsa
da; 6183 sayılı Yasaya göre kamu alacağının bir kimse ya
da kuruluştan haciz yoluyla tahsili için, ödeme emri
tanzim ve tebliği, sonra haciz varakası düzenlenmesi
gerekmekte olup, bu aşamalar geçildikten sonra kamu
alacağı hala tahsil edilememiş ise haciz işlemi tatbik
edilebileceğinden; şirketin muhtelif dönemlere ait vergi
borçlarının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenerek
tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı dava açılmayıp
borcun da ödenmemesi üzerine, şirket adına düzenlenen
haciz varakalarına dayanılarak davacının aracı üzerine
haciz işleminin uygulandığı olayda, haciz işleminden
önce davacı adına bu borç nedeniyle ödeme emri
düzenlenip tebliğ edilmemiş olması ve haciz varakasının
da tanzim edilmemiş olması sebepleriyle, usulüne uygun
olarak tesis edilmeyen haciz işleminin iptali gerekir.
Danıştay 7.Dairesi E.2000/1158 K.2000/2697 T.11.10.2000
X A.Ş'nin 1996/9-11 ve 1997 yılı çeşitli dönemlerinde
ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla Vergi Usul
Kanununun 10. maddesi uyarınca davacı adına ödeme emri
düzenlenmişse de; davacının 20.8.1996 tarihinde şirketin
hisselerini devrederek yönetim kurulu üyeliğinden
ayrıldığı, bu tarih itibariyle durumun ortaklık pay
defterine işlendiği, istifa tarihinden 1 yıl sonra
toplanan şirket Genel Kurulunda seçilen yeni yönetim
kurulu üyelerinin ise sicile tescil ve ilan edildiği,
idarece istifa tarihinin değil, tescil ve ilanın
yapıldığı tarih esas alınarak dava konusu işlemin tesis
edildiği olayda, yönetim kurulu üyeliğinden istifa ile
ayrılan davacının, şirketin bu tarihten sonraki
vergilendirme dönemi ile ilgili vergi ödevlerini yerine
getirmediğinden söz edilemeyeceğinden, şirketten tahsil
imkanı kalmayan söz konusu dönemlere ait vergi ve buna
bağlı alacaklardan VUK'un anılan maddesi uyarınca
sorumlu tutulamaz.
ÖZELGELERDE
E-BEYANNAME
1. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 18.5.2007 tarih ve
1435 sayılı özelgesi;
"Kurumlar vergisi beyannamesinin internet ortamında
süresinden sonra gönderilmesi halinde, ilk olarak VUK'un
mükerrer 355. maddesi düzenlemesi uyarınca yine VUK'un
mükerrer 257. maddesinde düzenlenen beyannamelerin
internet ortamında gönderilmesi zorunluluğuna riayet
edilmediği için özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu ceza
beyannamenin kanuni süresinin dolmasını takiben 15 gün
içinde gönderilirse ceza ¼ oranında, bu 15 günü takip
eden 15 gün içinde gönderilmesi halinde ise ½ oranında
uygulanır. Ayrıca, beyannamenin beyan süresi geçtikten
sonra gönderilmiş olması (beyan edilmesi) re'sen tarh
sebebi olması sebebiyle ilgili mükellef hakkında VUK'un
352-I/1 maddesine istinaden 2 kat usulsüzlük cezasının
da kesilmesi gerekir."
2. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın
13.3.2008 tarih ve 6960 sayılı özelgesi;
"İnternet ortamında e-beyanname olarak beyan edilen
ancak daha sonrasında sehven beyan dışı kalan tutarın
tespit edilmesi halinde beyan süresi geçtikten sonra
internet ortamında verilen düzeltme beyannameleri ile
eksik tutarlarında beyan edilmesi, bununla beraber
tahakkuk eden vergilerin süresi içinde ödenmesi durumda,
vergi süresi içinde ödenmiş ise de verginin tahakkuk
işlemi geciktiği için VUK'un 341. ve 344. maddeleri
gereğince vergi ziyaı cezası kesilmesi yerindedir.
Süresinden sonra verilen beyannamenin internet ortamında
gönderirken pişmanlık beyannamesi olduğunun belirtilmesi
halinde ise VUK'un 371. maddesi gereğince vergi ziyaı
cezası kesilmesi söz konusu olmayacaktır. Mükelleflerin
beyannamelerinde pişmanlık talepli beyan olduğunun
belirtilmemesi halinde sistem doğrudan süresinden sonra
verilen beyannameye göre işlem yapacaktır. Böyle bir
durumda sistem tarafından düzenlenen tahakkuk fişi
ve/veya vergi/ceza ihbarnameleri aynı şekilde elektronik
ortamda mükellefe veya ilgiliye iletilir. VUK'nun
mükerrer 257. maddesinin 5. fıkrası gereğince bu ileti
vergi/ceza ihbarnamesinin muhataba tebliği yerine geçer.
Bu ileti ile gönderilen/tebliğ edilen vergi/ceza
ihbarnamesinin 30 gün içinde herhangi bir idari veya
yargı nezdinde başvuruya konu edilmeksizin kesinleşmesi
halinde ödeme emri ile talep edilmesi yerindedir.
3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 15.6.2007 tarih
ve 4726 sayılı özelgesi;
"Elektronik ortamda gönderilmesi gereken beyannamelerin
posta kanalı ile gönderilmesi, tahakkuk işleminin
yapılmasına engel değildir. Ancak, VUK ‘un 257.
maddesindeki zorunluluğa riayet edilmediği için mükellef
hakkında VUK'un mükerrer 355. maddesi gereğince özel
usulsüzlük cezası kesilmesi gerekir."
4. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 4.4.2006 tarih ve 23945
sayılı özelgesi;
340 seri no'lu VUK Genel Tebliği'nin VI-8 bölümünde,
"Elektronik beyanname programları, e-beyanname ile
birlikte verilmesi gereken bilgi, belge ve listelerin de
elektronik ortamda düzenlenerek gönderilmesine imkan
verecek şekilde hazırlanmıştır. Bununla birlikte bazı
belge ve raporların, bu aşamada elektronik ortamda
alınması mümkün bulunmadığından, e-beyanname gönderme
programında yer alamayan belge ve raporlar dilekçe
ekinde beyanname verme süresi içinde ilgili vergi
dairesine verilecektir." açıklamasına yer verilmiştir.
Bu açıklama gereğince, katma değer vergisi iade talebine
ilişkin olarak 84 seri no'lu Tebliğ açıklamalarına göre
hazırlanan belgelerin elektronik ortamda eksiksiz olarak
verilmesi halinde ayrıca kâğıt ortamında teslimi
gerekmez."
5. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 27.6.2007 tarih
ve 32341 sayılı özelgesi;
"Elektronik ortamda verilmesi gereken beyannamesini
süresinden sonra elektronik ortamda pişmanlık talepli
olarak beyan edilmek istenirken sehven süresinden sonra
verilen beyanname kodlamasını yaparak beyannamenin
gönderilmesi halinde, sistem otomatik olarak süresinden
sonra verilen beyannameye göre işlem yapar ve VUK'un
344. maddesine istinaden yüzde elli oranında vergi ziyaı
cezası hesaplar. Süresinden sonra beyanname verilmesi
aynı zamanda VUK'un 352-I/1 düzenlemesi gereğince iki
kat usulsüzlük cezasının kesilmesini de gerektirir.
Burada her iki ceza mukayese edilerek miktar itibariyle
ağır olanı aranılmaktadır. Diğer yandan, mükellefin
pişmanlık talepli yerine süresinden sonra verilen
beyanname sistemine göre beyannamesini göndermiş
olmasının VUK'da sayılan vergi hatalarından herhangi
birine dahil edilmesi de mümkün değildir.
Kuş bakışı bakmak güzeldir ama kuş gibi bakmamak
şartıyla.
Sadi
HİSSE SENEDİ SATIŞLARINDA ZARAR
SORU: Kamu emeklisiyim. Emekli ikramiyem ile 2007
yılında bir aracı kurum üzerinden bazı hisse
senetlerinin alım satımını yaptım. Bu alım-satımların
bazısından kar, bazısından ise zarar ettim.
Bana anlatılanlar doğrultusunda 28.Mart günü "ihtiyari
beyan" da bulunmak istedim. Ancak vergi dairesi benden
bu beyannameyi almadı. Yapmış olduğum yazışmalardan da
sonuç alamadım. Bu konuda bizi bilgilendirmenizi
istiyoruz.
YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın geçici 67.maddesinin 11
numaralı fıkrası hükmü gereği olarak "Dar mükellefler de
dahil olmak üzere, söz konusu yasa maddesi kapsamında
tevkifata tabi tutulan ve yıllık veya münferit beyanname
ile beyan edilmeyeceği belirtilen menkul kıymet ve diğer
sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından doğan
kazançları için takvim yılı itibariyle yıllık beyanname
verilebilir. Beyan edilen gelirden, aynı türden menkul
kıymetler için yıl içinde oluşan zararların tamamı
mahsup edilebilir. Beyan edilen gelir üzerinden %10
oranında vergi hesaplanır. Hesaplanan vergiden yıl
içinde tevkif edilen vergiler mahsup edilir, mahsup
edilemeyen tutar genel hükümler çerçevesinde red ve iade
edilir. Şu kadar ki mahsup edilemeyen zararlar izleyen
takvim yıllarına devredilemez."
263 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde de
belirtildiği üzere "söz konusu beyan, sadece geçici
67.madde kapsamındaki menkul kıymet ve diğer sermaye
piyasası araçlarının elden çıkarılmasına ilişkin olup,
faiz ve itfa gelirlerinin beyanı söz konusu değildir.
Alım satım işlemlerine ilişkin olarak beyan edilecek
kazançlardan, aynı türden menkul kıymet ve diğer sermaye
piyasası araçlarına ait olması şartıyla yıl içinde
oluşan zararların tamamı mahsup edilebilecektir.
Yapılan düzenlemeler çerçevesinde geçici 67.madde
kapsamında tevkifata tabi tutulan ve yıllık veya
münferit beyanname ile beyan edilmeyeceği belirtilen
menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının
elden çıkarılmasından doğan kazançlar için tam veya dar
mükellef gerçek kişiler tarafından takvim yılı
itibariyle ihtiyari olarak yıllık beyanname
verilebilecektir. Tevkifat kapsamındaki söz konusu
gelirlerin vergilendirilmesine ilişkin bu beyanname
25.3.2008 tarihine kadar verilmiş olması halinde gerekli
mahsup ve iade işlemi yapılmıştır.
Söz konusu beyan; takvim yılı içerisinde mahsup
edilemeyen zararların ihtiyari beyan yoluyla mahsup
edilebilmesi ve böylece geçici 67. madde kapsamında
tevkif edilen vergilerin mahsup ve iadesine yönelik
olup, esas itibariyle Gelir Vergisi Yasası'nın
92.maddesinde belirtilen yıllık gelir vergisi
beyannamesinin beyan süresine ilişkin hükümlerine
tabidir.
Bu açıklamalar çerçevesinde geçici 67. madde kapsamında
tevkif edilen vergilerin mahsup ve iadesine imkan
sağlayan özel nitelikteki ihtiyari beyanın yasal
süresinde yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla yasal
sürenin geçmesinden sonra verilen beyannameler idarece
kabul edilmemektedir. (V. Seviğ)
SANATÇILARIN VERGİSİ
SORU: Konser veren sahne sanatçılarının elde ettikleri
kazançlar hangi tür gelir unsurudur? Bunların
vergilendirilmesinde bir ayrıcalık var mıdır?
YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın 66.maddesinin
2.fıkrasının (4) numaralı bendi hükmü gereği olarak
"Dava vekilleri, müşavirler, kurumlar ve tüccarlara
serbest meslek erbabının ticari ve mesleki işlerini
takip edenler ile konser veren müzik sanatçıları"
serbest meslek erbabı olarak kabul edilmekte ve serbest
meslek erbabının yüklenmiş olduğu vergisel
sorumlulukları süresi içerisinde yerine mükellef
tutulmaktadırlar.
Serbest meslek kazancı, Gelir Vergisi Yasası'nın
67.maddesi gereği olarak "bir hesap dönemi içinde
serbest meslek faaliyet karşılığı olarak tahsil edilen
para ve ayınlar ile diğer suretlerle sağlanan ve para
ile temsil edilebilen menfaatlerden, bu faaliyet
dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan
farktır. Bu kazanç, tahsil edilen hasılattan yapılan
giderlerin düşülmesi esasına dayanır. (V. Seviğ)
Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz
23.07.2008
|