|
Vergide güven
Vergi ile ilgili kaynaklar
bakımından zengin bir ülkeyiz. Vergi haberi olmadan
geçen bir gün bile yok. Sürekli olarak vergi
sistemimizdeki problemler yazılıyor, anlatılıyor,
üzerinde çalışılıyor. Herkes vergiden şikayetçidir.
Mükellefler, sorumlular, denetmenler, bürokratlar, kanun
hazırlayanlar, danışmanlık yapanlar, yargı mensupları
gibi uzayıp giden bir liste. Ama problemler çözülmüyor.
Bu problemlerin bir kısmı ise çözülemiyor. Kapsamlı
kanun değişiklikleri ihtiyacı, kültürel farklar, siyasi
tercihler ve öncelikler, ekonomik problemler, dünyadaki
gelişmeler, cehalet, vergiye bakış problemleri, hukuk
tanımazlık, güven eksikliği, vergi oranlarının
yüksekliği gibi birçok sebep vergiyi içinden çıkılmaz
bir hale getiriyor.
Bu genel hususların yanında iyi sayılabilecek vergi
sistemi olan ülkelerde bazı temel prensiplere mutlaka
uyulmakta. Zaten herhangi bir ülkede vergi sisteminin
dört dörtlük olduğunu söylemek mümkün değil. Bununla
birlikte asgari müştereklerin de sağlanması şart.
Bunlara şu örnekler verilebilir:
1. Bir ülkede vergi ve sigorta prim oranları yüksekse
vergiyle ilgili problemlerin giderilmesi kolay değildir.
Bizde de bu oranların yanında istisna ve muafiyetlerin
fazlalığı, Bakanlar Kurulu'na verilen oranlarda oynama
yetkisi yanında vergi kapsamında kanun dışındaki
işlemlerle değişiklikler yapılması problemleri kalıcı
hale getirmektedir.
2. Mükelleflerin vergi adaletine olan inançları çok
zayıf veya yok. Burada bütün mükellef grupları dikkate
alındığında asgari ücretin vergiye tabi olması, bunun
yanında çok daha yüksek gelir gruplarının çeşitli
vesilelerle vergi ödememesi, vergi kaçak ve kayıplarının
çok yüksek olması, düzenli vergi ödeyenlerin vergi
afları ve uzlaşma gibi yöntemlere başvuranlar sebebiyle
kendilerini haksızlığa uğramış hissetmeleri acil
çözümlenmesi gereken problemlerden birisidir. Bu güven
unsuru yoksa zaten vergi sistemi konuşmaya da gerek
kalmamaktadır.
3. Vergi sistemindeki sürekli değişiklikler hem takip
sıkıntısı yaratmakta, hem de sürekli olarak geriye
yürümeler sebebiyle hukuk problemleri oluşturmaktadır.
Bu hem yargının yükünü artırmakta, hem yabancı sermayeyi
ürkütmekte, hem de vergi konusunu mükellefler bakımından
daha anlaşılmaz kılmaktadır. Bu konuda konuşan
mükelleflerin büyük bir kısmı kanunların anlaşılmaz hale
gelmesine şüpheyle bakmaktadırlar. Bu durumun idare
bakımından bir güven yaratmadığı aşikardır.
4. Uzun zamandır gündemde olan kayıtdışılığın önlenmesi
konusunda h‰l‰ somut adımlar atılamaması mükelleflerin
vergiden uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Kayıtdışılık
oranının yüksekliği kayıt içerisinde kalanların bazen
adalet isteyerek bazen de rekabet edebilmek için
istemeden kayıtdışılığa itmektedir. Bu konuda önlem
alınmaması mevcut vergi sisteminin kendisini yok etmesi
demektir.
5. Dolaylı vergi oranının yüzde 70'lerde olduğu bir
ülkede mükellef bilinci ve kültürüne dayalı bir vergi
sisteminin oluşması hayaldir. Stopaj kavramı da dikkate
alındığında mükelleflerde vergi ödeme bilincinin nasıl
oluşacağı izaha muhtaçtır.
6. Yeterli denetimin yapılamadığı, çalışanların
özverisine rağmen sayı ve nitelik problemleriyle
ekonomik sıkıntıları aşamamış bir vergi idaresinin
mükelleflere ne kadar güven vereceğinin takdiri de size
aittir.
7. Vergi güvenlik önlemlerinin bulunmadığı bir sistem
nasıl bir vergi sistemi olabilir? Bir kişinin
harcamalarının kaynağı sorulmadan doğru bir vergi sitemi
kurulabilir mi?
8. Vergi uygulamaları mevcut hukuki düzenlemelerle
çeliştiği sürece iyiniyetli yaklaşım ve çalışmaların bir
faydası olmayacaktır. Bunun için hukukun ilk sırada
olduğunun verginin her aşamasında anlatılması,
benimsenmesi ve benimsetilmesi ve uygulamaya geçirilmesi
şarttır.
Örnekler çok zorlanmadan artırılabilir. Konuyu sadece
bir tarafın problemi olarak görmemek gerekir. Ama asıl
yük idarededir. Makul vergi oranları ve sonrasında
denetim ama her halükarda mükellef hakları ve hukuk.
Güven olmadan olmaz.
Hakan ÜZELTÜRK / VERGİ ve HUKUK
huzelturk@superonline.com
25.07.2008 |