|
Çalışılmayan sürenin telafisi
Soru: İş yerimizde ekonomik
nedenlerden dolayı yaklaşık 15 gün çalışma
yapılmadı. İşverenimiz sektörel kriz nedeniyle iş
yerinde bir süre çalışma yapılamayacağını,
çalışılmayan bilahare fazla çalışma ile
tamamlanacağını söyledi. İş yeri çalışanları olarak
bizim ücretsiz izin talebimiz olmadı. İşverenin
kendiliğinden böyle bir uygulama yapma hakkı var
mıdır? Kanunen kaç gün karşılığı telafi çalışması
yapmamız gerekiyor. İsimlerimizin açıklanmasını
istemiyoruz. Köşenizden bu konularda bilgi
verirseniz memnun oluruz.
Cevap: Telafi çalışması terimi iş hukukumuza 4857
sayılı İş Kanunu ile girmiştir. Bilindiği gibi 1971
yılından beri uygulanmakta olan 1475 sayılı İş
Kanunu 10 Haziran 2003 tarihinden itibaren
yürürlükten kaldırıldıktan sonra, bunun yerine
işveren ile işçiler arasındaki ilişkileri düzenleyen
4857 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girdi.
Yürürlükten kalkan 1475 sayılı Kanunda “Telafi
Çalışması” ile ilgili herhangi bir hüküm
bulunmamaktaydı. Oysa 4857 sayılı Kanunun 64’üncü
maddesi ile düzenlenen telafi çalışması, iş
hukukunda yapılmış önemli bir yeniliktir. Söz konusu
düzenlemeye göre;
“Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve
genel tatillerden önce veya sonra iş yerinin tatil
edilmesi veya benzer nedenlerle iş yerinde normal
çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında
çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da
işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi
hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan
süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu
çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle
çalışma sayılmaz.
Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini
aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz.
Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz.”
Görüldüğü gibi zorunlu nedenlerle işin durması,
ulusal bayram ve genel tatil günlerinden önce veya
sonra iş yerinin tatil edilmesi halinde daha sonraki
günlerde yaptırılan telafi çalışmalarının hangi
hallerde yaptırılabileceği belirtilmiştir. Sektörel
kriz durumunu “zorunlu nedenlerle işin durması”
sayabiliriz.
Yapılacak telafi çalışmasının iki ay içinde ve bir
günde en fazla üç saat olabileceği hüküm altına
alınarak telafi çalışmalarına bir düzen getirilmesi
amaçlanmıştır.
Maddede ayrıca, telafi çalışmalarının fazla çalışma
veya fazla sürelerle çalışma sayılmayacağı açıkça
belirtilmek suretiyle, uygulamada ortaya çıkabilecek
tereddütler giderilmek istenmiştir.
Kanunun 64’üncü maddesinde öngörülen ve yukarıda
belirtilen hükümlere aykırı davranan işveren veya
işveren vekiline bu durumda olan her işçi için 100
YTL para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
(Kanun maddesinde 100 YTL olan idari para cezası
2003 yılı için geçerlidir ve yıllık olarak yeniden
değerleme oranında artırılmaktadır.) 2006 yılı için
söz konusu idari para cezası miktarı 155 YTL olarak
uygulanmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra okuyucularımızın sorusuna
dönersek, işverenlerin zorunlu nedenlerle işin
durması, ulusal bayram veya genel tatillerden önce
veya sonra iş yerinde sonradan telafi edilmek üzere
tatil kararı alma hakkı vardır.
İş yeri çalışanlarının işverenin bu kararına uyması
gerekir. Telafi çalışmasının iki ay içinde
tamamlanması gerekir. Ayrıca işveren telafi
çalışmasını gerekçe göstererek günde üç saatten
fazla çalışma yaptıramaz ve tatil günleri de telafi
çalışması yaptıramaz.
Bu arada işverenin sektörel kriz nedeniyle işe ara
vermesi “zorunlu nedenlerle işin durması” sayılıp
sayılmayacağı tartışılabilir. İşverenin elinde
olmayan bir nedenden dolayı üretimi bir süre
durdurması ve daha sonra devam etmesi halinde kötü
niyet aranmamalıdır. İş herhangi bir sebeple
durmuştur. Şartlar düzelince üretimi devam
edilmiştir. Okuyucularımızın sorduğu olayda
işverenin art niyetli olmadığını düşünüyorum.
Dolayısıyla telafi çalışması yapılabilir.
Emeklilere doğum yardımı
Bilindiği üzere; 29.7.2003 tarihli, 4958 sayılı
Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu 6.8.2003 tarihli,
25191 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir.
Söz konusu Kanunun 30’uncu maddesi ile 506 sayılı
Kanunun 43’üncü maddesine aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
Kurumdan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya
aylık almakta olan (emekli) kadın veya erkeğin
sigortalı olmayan eşi, analık halinde “Gebelik
muayenesinin yaptırılacak ve gerekli sağlık
yardımlarının sağlanacak, doğumda gerekli sağlık
yardımları verilecek, emzirme yardım parası
verilecek ve analık hali sebebiyle gerekirse yurt
içinde başka bir yere gönderilebilecektir.
Bugüne kadar Analık Sigortasından yalnız sigortalı
kadın ile sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısı
analık sigortasından sağlanan yardımlardan
yararlanırken, maddeye eklenen bu fıkra gereğince
bundan böyle Kurumdan gelir veya aylık almakta olan
kadın sigortalı ile gelir veya aylık alan erkek
sigortalının sigortalı olmayan karısı yukarıda
sayılan yardımlarından yararlanacaklardır.
Buna göre, söz konusu kimselerin doğum sağlık
yardımları SSK tarafından karşılanacağı gibi, doğum
sağlık yardımlarının SSK tarafından doğrudan
sağlanamadığı yerlerde doğum yapanlara 506 sayılı
Kanunun 46 ve 47’nci maddelerinde belirtilen maktu
gebelik ve doğum para yardımları ile emzirme yardımı
yapılacaktır. Şerif
Akcan Çalışanın
Dünyası Türkiye |